HOME

RÖPORTAJ

BİYOGRAFİ

ÖZDEYİŞLER

ÖYKÜLER

TARİH

SEYAHAT

 

 
KELİMELERİN GÜCÜ
11/12/2008 - 23:36
YAZAR-DİŞ HEKİMİ
YEŞİM KALE

Hepimizin yaşantısında iniş çıkışlar var...Mutluluklarımız, mutsuzluklarımız var...Hiç kimsenin hayatı toz pembe değil...Ama umudumuz olmalı...Umut olmadan, yolun sonundaki ışığı göremez, çevrenizdeki karanlıklara odaklanırsınız...Çölde olsanız bir vahanın olduğunu kendinize söylemelisiniz...Aslında bizler kendimize söylediğimiz herşeye inanırız...Genellikle kendimize yalanlar söyleriz ve bunlara kendimizi inandırırız...Ya da anne-babamız, akrabalarımız ve komşularımız, arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz, kısacası çevremizdeki insanların söyledikleri her şeyi kendimize mal ederiz...Onların bizi gördükleri gibi veya görmek istedikleri gibi davranırız...Kendimize söylediklerimiz olumlu girdiler olmalı ki, yansıttığımız ışık da daha parlak olsun.....

 

Hayata bakış açımız, kendimize söylediğimiz kelimelerden oluşuyor....Seçim bize bırakılmış aslında...Önümüze birtakım olaylar, yaşamsal çelişkiler, iyilikler ve kötülükler, çeşitli şekillerde seçimler şeklinde getiriliyor ve bize sadece, seçimlerimiz ve davranışlarımızdan dolayı sorumluluk yükleniyor...Başarıyı yakalamış insanların sıradan insanlardan tek farkı seçimleri ve organizasyon biçimi....

 

Yaşadığımız hayatı önümüze getirilen ve dönen bir tepsi gibi düşünün...İçinden; genlerimiz, eğitimimiz, çevremiz ve bunlarla şekillenen karakteristik davranışlarımıza göre seçtiklerimizi alıyoruz....Bunların adı fırsat....Başarı vazgeçmeden devamlılık gerektiriyor, çünkü fırsatların sonu yok...Böyle düşündüğümüzde aslında başarısızlık denilen bir olgu da olmadığını görürüz...Yani bir fırsatı kaçırdığımızda şöyle düşünmeliyiz:

Kaçırdığım bu fırsat için yeteri kadar hazırlıklı ve bilgili değildim...Hatta bunun bir fırsat olduğunun bile farkında değildim...Ama şu anda ondan daha önemli bir fırsat için hazırlıklıyım.......

 

Kendinizi şartlamaktan bir an olsun vazgeçmeyin...Bir işi tamamladığınızda gözünüz yine fırsat tepsisinde olsun, son nefesinize kadar umut etmekten ve arayıştan vazgeçmeyin...Çok isteyin ve istediklerinize ulaştığınızda ondan memnun kalacağınız istekler seçin...Eğer mutsuzsanız, aslında sizinle bağdaşmayacak bir isteğin peşinden koşmuşsunuz demektir...Bu da bir bakıma dolaylı yönden hak yemektir...Çünkü o isteğinize ulaşmak için kendinize yol açarken pekçok kişinin de yolunu tıkadınız...Eğer bir meslek edindiyseniz, o mesleği severek icra edin, aksi halde bırakın bir başkası sizden daha fazla istekle ve mutlulukla o işi yapabilir...Bu ikilemde kalmamanız için size bu eğitimleri vermek istedim...Türkiye'de istediği meslekleri yapamadığından dolayı mutsuz olan pekçok insan var ve tıkanmaya yol açıyorlar...Gerek ekonomide, gerek siyasette istikrarsız yani inişli çıkışlı olmamızın sebebi aslında bu tıkanma nedeniyledir...Size bunu basit bir örnekle anlatmak istiyorum sevgili gençler...Şöyle ki:

 

Üç şeritli bir yol düşünün...Bu yoldaki araçlar çeşitli hızlarda yol alıyorlar...Ama kaza olmamasına rağmen belli noktalarda tıkanma meydana geliyor...Çünkü bazı sürücüler gittikleri yol konusunda kararsız...Dönecekleri kavşakları kaçırıyor veya doğru gitmeleri gerekirken hızlarını azaltıp kenara çekmek için fırsat kolluyorlar...Bu durumda yolda hızlı giden araçlar da yavaşlamak zorunda kalıyor, çünkü bu yolda uyumsuz olamazsınız...Kazalar olmasını önlemek için araçların hızlarını takip etmelisiniz...Ve bir bakıyorsunuz belli yerlerde trafik sıkışıyor, durum keşmekeş halini alıyor...O durma anında siz beklerken, diğer yolları imar eden milletler herkes yolunu bildiği ve aynı hızla yol aldığı için daha başarılı olmuş...

 

Aslında herşey o kadar basit ki! Sadece kelimeler...Kelimelerimiz fillerimize, fiillerimiz davranışlarımıza, davranışlarımız da karakterimize dönüşüyor...Ve her bireyin karakteri toplumların karakterlerini oluşturuyor..Bu yüzden daha genç yaşta umudu ve olumlu düşünceyi, yapıcı eleştiriyi karakterimiz haline getirmeye çalışmalıyız..

 

Öncelikle kendimize dürüst olmalıyız...Neyi arzuladığımızı, nelerle mutlu olduğumuzu ve olacağımızı belirlemeliyiz...İnsan önce kendi evinin önünü süpürmelidir...Bakışlarımızı kendi içimize çevirmeliyiz...Neleri değiştirmek istediğimizi, nelerle daha faydalı olabileceğimizi kendimize dürüstçe ifade edip, bunları kendi organizmamızın anayasası olarak yazarsak, o zaman çevremizdeki olumsuz olan herşeyi virüsler gibi algılayan bir uyarı sistemi geliştiririz...Ben teknolojiyi çok severim, çünkü teknoloji, farkında olmadan kullandıklarımızı, farkındalığa çeviren bir bilimdir...Aslında şu anda teknolojinin ulaştığı herşeye biz milyonlarca yıl öncesinden donanımlı olarak yaratıldık...Ama farkındalığımız yoktu...Teknoloji bu farkındalığı ve vizyonu getirdi...Sahip olduklarımız, bize kullanılacak birer araç şeklinde döndü...Ve biz şöyle düşündük:

 

"Ya biz insanlar neymişiz de haberimiz yokmuş?!! Evet, bizden sonraki nesiller daha da fazlasını öğrenecek kendileri hakkında...Daha da fazla farkına varacak...Böylece bir insan belki de göz açıp kapatıncaya kadar sürede herhangi bir eşyayı bir yerden başka bir yere nakil edebilecek...Eskiden yaşayanlar arasında bu ilimlere vakıf olanlar olduğunu çeşitli kaynaklardan ve Kur-an'dan okuyoruz...Belkıs'ın tahtını Süleyman'a getiren alim gibi..Bunun hikâyesini sizlerle birgün paylaşmak isterim...Aslında bizlere işaretler verilmiş araştırmamız için...Yani diyor ki, böyle bir ilme sahip olduğunuzda göz açıp kapatıncaya kadar bir tahtı bile uzak ülkelerden birinden alıp yanınıza getirebilirsiniz...

 

Okuduğunuz bir konuyu boşa okumayın arkadaşlar...Eğer bir konunun yazılmasına izin verilmiş ve ortaya çıkması nasip olmuşsa, bunda istenilen bir yönlendirme veya bir imtihan vardır...Belki bizler anlayamıyoruz, ancak Yaradan bizi aslında yönlendiriyor...Çünkü hepimiz önemli bir bireyiz ve önemseniyoruz...Hiç kimse size değer vermese de kendinize değer verin...Neden mi, çünkü Yaradan size değer veriyor...Denge halinde kalabilmeniz için tüm hücreleriniz bir fabrika gibi çalışıyor ve çevrenizdeki herşey sizin hizmetkârınız aslında..Böyle düşünürseniz, umudunuz daha da artar...Bir göreviniz ve hedefiniz olur...Her an hedefiniz için çalışmak istersiniz...Durmazsınız...Durduğunuzda ise atomlar gibi yine de hareket halinde olunuz...Enerji ve bilgi üretmeye devam ediniz...

 

Bir işe başladığınızda bittiğini gözünüzde canlandırın...Sakın vazgeçip de hayallerinizi yarı yolda bırakmayın...İki deli, 100 duvarı olan hastahaneden kaçmak istemişler, 99 duvarı aşmışlar...Biri sormuş:"Yoruldun mu?" öteki "Evet!" demiş. 99 duvarı aşıp hastahaneye geri dönmüşler...Yüzüncüyü aşamamışlar...Eğer bir amacınız varsa yorulmaktan korkmamalısınız...Çünkü başarı son adımdan sonradır...Sabırla, inatla istediğinizini peşinden gidin...Asla yorulup vazgeçmeyin, emeklerinizi boşa çıkarmayın...Zaman zaman geriye çekilebilirsiniz, dinlenebilirsiniz ama hedefinizi değiştirmeyin, orada dursun ve güç topladığınızda oraya varmak için devam edin..

 

Size bugün anlatacağım kişi, Filippo Brunelleschi...Büyük bir ihtimalle adını ilk defa duyuyorsunuz ancak sanatla ilgilenenler adını çok iyi bilir...1377-1446 yılları arasında yaşamıştır...Zaman zaman sizlere sanat tarihinden de söz edeceğim, çünkü sanatçılar bireysel çalışmalarına rağmen pekçok başarının öncüsü ve de simgesi olmuşlardır..

 

Avrupalılar için Rönesans bireyin keşfi açısından adeta bir dönüm noktası olmuştur..Bireysel güç ve potansiyelin keşfi ile muhteşem sanat eserleri ortaya çıkmıştır...Brunelleschi kimdir?

Brunelleschi, Floransa Katedrali'nin kubbesini "Duomo'yu tasarlamıştır...Ama bu eseri tasarlaması ve inşasından çok, size onun azmini anlatmak isterim...

 

Arkadaşları arasında "Pippo" olarak bilinirdi, anlattıklarımın aklınızda kalması için anltırken bu ismi kullanacağım...Başlangıçta, kuyumculuk, teknik ressamlık ve heykelcilik yapan Pippo,kendisini klasik sanat ve mimarlık alanında yetiştirmek üzere Roma'ya gitti.Roma'da geçirdiği 19 yıl boyuncaeski eserleri inceledi...Başta herkes onu casus sandı, çünkü notlar alıyordu ve bunu şifreli bir dille yazıyordu...Fakat daha sonra tanıdıkça "hazine avcısı" demeye başladılar çünkü bilgi hazinelerini avuçlamakla meşguldü...

 

Roma ve Bizans sanatını yerinde inceleme fırsatı bulan Pippo, bir astronom ile arkadaşlığı sayesinde gökyüzündeki matematik kuramlarını da keşfetti..Brunelleschi, tam beşyüz yıl boyunca dünyanın en büyük kubbesi olarak anılan yapıtının tasarım ve hayalini bu yıllarda kurmaya başladı..

 

Bu arada çeşitli yarışmalara katılıyordu ve 1418 yılında Floransa katedrlinin yarım kalan kubbesini tamamlayacak mimarın bulunması için yapılan bir yarışmaya katıldı...Aslında bilmece gibi çözümlenemez bir iş haline gelmişti bu kubbe, çünkü yapı altıgen biçimdeydi ve her bir duvarı ellibeş metreydi...Arlarındaki mesafe ise 43 metre...Bu duvarların üzerine kubbe oturtamıyorlardı...Bunu yapacak mimar aranıyordu...

 

Pippo'nun rakipleri de vardı, planını açıkladığı zaman öyle eleştirilmişti ki; rönesans devrinde yapılan eleştirler de şiirseldi ve yazılı olduğundan okuyabiliyoruz...Sizlerle bunu özellikle paylaşmak istiyorum, hoşunuza gideceğine eminim...

 

Pippo'nun en büyük rakibi olan Giovanni, ona hitaben şöyle yazmıştı:

 

"Seni dipsiz pınar, cehalet kuyusu,

Seni sefil hayvan, geri zekâlı seni,

Belirsiz şeylerin görünür kılınabileceğini zannedersin:

Senin simyan işe yaramaz halbuki!"

 

Pippo da ona şöyle karşılık verdi:

 

"Bilge kişiler için varolan hiçbir şey,

Görünmez kalmaz; bilgin müsveddelerinin

Boş hayallerini paylaşmaz onlar.

Doğada saklı olanı keşfedenler

Yalnızca sanatçılardır, değil aptallar!

 

Pippo'ya kubbe ile ilgili planlarını açıkladığında "deli!" dediler...Bilirkişiler söylüyordu hem de deli olduğunu...Ama o ısrarla "ben gözlerimde o kubbenin bitmiş halini canlandırabiliyorum, bana bir sınav için daha fırsat verin!"diyordu...Ve bir toplantı daha düzenlendi ve Pippo, rakiplerinden bir yumurtayı yassı bir mermer parçası üzerine dik olarak oturtmalarını istedi...Sırayla denemelerine rağmen başaramadılar...Bunu yapabilen kişi, kubbeyi inşa edebilecek kadar zeki olmalıydı ve Pippo sıra kendine gelince, yumurtanın dip tarafını mermere vurarak kırdı ve böylec dik durmasını sağladı...Tüm mimarların "onu biz de yapabilirdik!"diye yakınmaları üzerine, planlarımı anlayabilseydiniz, şimdi kuleyi beraber inşa etmiş olurduk! diye cevabı yapıştırdı...

 

Sonunda planları onaylandı ve kubbeyi inşa etme göreviyle mimarların başına getirildi...Ve kubbeyi tamamladı...

 

Ancak bu kubbeyi tamamlayıncaya kadar öyle zorluklarla karşılaştı ki, bir başkası olsa vazgeçerdi..Bir yandan kocaman mermer parçalarını onlarca metre yükseklikte dengede tutturmak, işçilerle uğraşmak, itibarını sarsmak için durmadan çalışan rakipleriyle mücadele etmek zorundaydı...

 

Onu bekleyen ve yaşadığı büyük zorluklara karşı tek silahı, kubbe tamamlandığı zaman oluşacak güzel tabloyu ve başarıyı aklından çıkarmamaktı...

 

Yaşadığı zorlukları sizlere anlattığımda onun azmini daha iyi anlayacaksınız gençler...

 

Bu kubbenin yapımında kullanılan mermerler deniz yoluyla geliyordu şehre ve o çalışmalarını hızlandırmak amacıyla daha fazla yük taşıyablen bir gemi tasarladı...Bu geminin yapımı tam yedi yıl aldı ve ilk seferinde yüz tonluk mermer yüküyle limandan kırk metre ilerledikten sonra sulara gömüldü..Hayalinden vazgeçmedi...Bir öküz vinci geliştirdi...İnşaat malzemelerinin kolay taşınabilmesi için...Bu başarılı oldu ve yirmi yıl boyunca 32 milyon ton mermerin taşınması sağlandı...Yirmi yıl sevgili gençler...Bakın pes etmiyor, onca zorluğa rağmen..

 

Brunelleschi, çağının ilerisinde düşünen ve hayallerini gerçekleştirmek için azimle çalışan bir sanatçı, mimar ve mühendisti..Resim, heykel, kuyumculuk gibi sanat dallarında da uzmandı...

 

Şunu özellikle belirtmek istiyorum...Günümüzde birden fazla meslek ve sanatla uğraşan yetenekli insanlara, "a olmaz, birinden birini seçin, yoksa başarısız olursunuz!"diye eleştiri getirenlere birbirine bağlantılı işlerde başarı kazanmış bu gibi insanları örnek gösteririm...Eğer bir insan yeteneklerinin farkında olup onları zaman planlaması yaparak eğitirse, mutlaka başarılı olacaktır.

 

Pippo'nun ilkleri arasında patent almak vardır...O zamana kadar kimse yaptığı bireysel icatlar için patent almamıştı ve o bunu yaparak zamanımıza kadar gelen ve zamanımızda yaşayan tüm patent haklarının öncüsüdür ve kazanımı sağlamıştır...

 

Yine nerdeyse Avrupa'da sanayi çağına kadar kullanılan birkaç makinanın icatçısıdır...Ve yaptığı bu büyük kubbenin rekoru ancak çelik konstrüksiyonlar ve beton sayesinde aşılabilmiştir...

 

Pippo bize, amaç ve düşlerimizi gözümüzde nasıl canlandırabileceğimizi gösterir. Onun zaferi sonucu akılda tutarak işe başlamanın gücünü ortaya koyar. Gözünde tüm ayrıntılarıyla canlandırıp sonuca kilitlenişi, karşılaştığı tüm engel ve zorluklara, olumsuzluklara rağmen geniş bir perspektiften bakması, vazgeçmemesi de bizlere örnektir.

 

Sizler de yaşamdaki plan ve projelerinizi önce zihninizde canlandırarak başlayın.

"Çünkü başarabileceklerine inananlar başaracaklardır!" Vergilius

 


Bu Makale 4085 defa okunmuştur

 

 

Yazdır
Bookmark and Share

YORUMLAR

New Page 1
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

19/09/2016 - 12:49 YENİ BAŞLANGIÇLAR

16/03/2016 - 09:06 PRENSESİN KEDİSİ

14/09/2015 - 03:26 UMUDA YOLCULUK

30/05/2015 - 19:11 ÖLÜM BİR SON MUDUR?

02/01/2015 - 15:02 SEVGİYE ULAŞMAK

10/12/2014 - 21:10 YAZMAK

14/02/2014 - 09:48 SEVGİ VE YALNIZLIK

29/01/2013 - 16:37 CEHALETİN BİNBİR YÜZÜ

23/10/2012 - 07:03 GÖZLER

14/05/2012 - 17:09 AŞKA GİDEN YOL

30/04/2012 - 10:20 İLETİŞİMİN ÖZÜ

01/03/2012 - 02:00 DENTAL ASİSTAN EĞİTİMİ

24/12/2011 - 00:21 İNSAN EGOSUNU NASIL BİLİR?

21/08/2011 - 03:16 HAYAT YOLCULUĞU

29/06/2011 - 13:21 KELİMELERİN RUHU

12/06/2011 - 22:34 SIRADANLAŞMAK

07/05/2011 - 00:24 ANNELİK VE ŞEFKAT

07/04/2011 - 22:28 SÖYLEMEKLE GÖSTERMEK ARASINDAKİ FARK

17/02/2011 - 06:04 ARA BOZAN HİZMETKÂR

03/01/2011 - 13:25 ÖVGÜLER KİME?

07/11/2010 - 13:00 İNSAN NEDEN YAZAR?

06/10/2010 - 15:21 YENİDEN DOĞUŞ

25/08/2010 - 17:06 GENÇLER VE GELECEK

23/07/2010 - 00:36 PES DUASI

07/07/2010 - 00:15 TARİH ŞUURU

16/06/2010 - 23:42 BİLGİ CESARETLE ETKİNDİR

03/05/2010 - 22:05 DEFNE VE SARMAŞIK

02/04/2010 - 23:35 SULTANLARIN AŞKI

04/03/2010 - 22:59 SEVMEK VE HOŞ GÖRMEK

04/03/2010 - 22:16 ÇAĞ, BİLGİ ÇAĞIDIR!

14/11/2009 - 17:16 SONBAHARDA BULDUKLARIM

29/08/2009 - 10:30 SIRADIŞI OLMAK

29/04/2009 - 13:29 SEVGİ İLE HERŞEY AŞILIR

07/04/2009 - 11:36 ÖRNEK OLABİLMEK

04/02/2009 - 23:09 İHTİYAR ÇOCUKLAR

28/12/2008 - 14:37 SON GÜN(MÜŞ) GİBİ

11/12/2008 - 23:36 KELİMELERİN GÜCÜ

29/04/2008 - 20:58 İNANMAK MI, GÜVENMEK Mİ?
 
Bilgelerden Sözler
Hayat Dersleri 2
Moda Biyografi: Carolina Herrera
Muhteşem Hayat Dersleri
Yetim Hemşirenin Öyküsü
YEŞİM KALE
YAZAR-DİŞ HEKİMİ
YENİ BAŞLANGIÇLAR
ZEYNEP KURTULUŞ
Alıntılar
AİLENİN ÖNEMİ
KORHAN ATAOĞLU
Kahve Sohbetleri
ZENGİN OLMANIN KURALLARI
MAHİNUR ALİHANOĞLU
Gönül Yazıları
GÖNLE DÜŞEN ATEŞ
YESSIMI
Yessimi Şiirler
GÜLÜMSE
FASHION DESIGNER
MODA NEDİR?
ÇANAKKALE SAVAŞI Hikâyeleri
Çanakkale tekin değildir!
Paha Biçilmez Olmak
Kendinize verdiğiniz değerle ölçülür her şey...
Chanel 2.55 Çantanın Hikayesi
Chanel 2.55 çanta, dünyanın en çok satılan ve taklit edilen...
Ressam Gustav Klimt
Dekoratif tablolarında sevgiyi, ölümü, insan hayatının özünü anlatır.
İlham Veren Sözler
“Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız vardığınız yerin önemi yoktur.” PETER F. DRUCKER
Mucevherlerin Parlak Notaları
Mücevherlerin parlak notaları, her parlayışında farklı bir beste üretir.
Alexander McQueen
Modanın zaman ötesi serseri çocuğu Alexander Mc Queen...
Karl Lagerfield
Chanel ve Fendi'nin baş tasarımcısı ve kreatif direktörü Karl Lagerfield...
Şems-i Tebrizi Sözleri
Bu gönül işidir, kafa işi değil...
İsvicre'de Bir Güzel Şehir:Cenevre
İsviçre'nin en güzel şehirlerinden biri: Cenevre
   
Google
 

Tasarım : Network

Ana Sayfa   |   İletişim

©2010 steps365.com. Bütün Hakları Saklıdır...
Evden Eve Nakliyat