Fırsatların Gücü
Hayata bakış açımız kendimize söylediğimiz kelimelerden oluşuyor.
23/10/2018


Hayata bakış açımız, kendimize söylediğimiz kelimelerden oluşuyor....



Seçim bize bırakılmış aslında...Önümüze birtakım olaylar, yaşamsal çelişkiler,



iyilikler ve kötülükler, çeşitli şekillerde seçimler şeklinde getiriliyor ve bize sadece,



seçimlerimiz ve davranışlarımızdan dolayı sorumluluk yükleniyor...



Başarıyı yakalamış insanların sıradan insanlardan tek farkı seçimleri ve organizasyon biçimi....



Yaşadığımız hayatı önümüze getirilen ve dönen bir tepsi gibi düşünün...İçinden; genlerimiz,



eğitimimiz, çevremiz ve bunlarla şekillenen karakteristik davranışlarımıza göre seçtiklerimizi alıyoruz....



Bunların adı fırsat....Başarı vazgeçmeden devamlılık gerektiriyor, çünkü fırsatların sonu yok...



Böyle düşündüğümüzde aslında başarısızlık denilen bir olgu da olmadığını görürüz...



Yani bir fırsatı kaçırdığımızda şöyle düşünmeliyiz:



Kaçırdığım bu fırsat için yeteri kadar hazırlıklı ve bilgili değildim...Hatta bunun bir fırsat olduğunun bile



farkında değildim...Ama şu anda ondan daha önemli bir fırsat için hazırlıklıyım...



Aslında herşey o kadar basit ki! Sadece kelimeler...Kelimelerimiz fillerimize, fiillerimiz davranışlarımıza,



davranışlarımız da karakterimize dönüşüyor...Ve her bireyin karakteri toplumların karakterlerini oluşturuyor..



Bu yüzden daha genç yaşta umudu ve olumlu düşünceyi, yapıcı eleştiriyi karakterimiz haline getirmeye çalışmalıyız..



Öncelikle kendimize dürüst olmalıyız...Neyi arzuladığımızı, nelerle mutlu olduğumuzu ve olacağımızı belirlemeliyiz...



İnsan önce kendi evinin önünü süpürmelidir...Bakışlarımızı kendi içimize çevirmeliyiz...Neleri değiştirmek istediğimizi,



nelerle daha faydalı olabileceğimizi kendimize dürüstçe ifade edip, bunları kendi organizmamızın anayasası olarak



yazarsak, o zaman çevremizdeki olumsuz olan herşeyi virüsler gibi algılayan bir uyarı sistemi geliştiririz...



Ben teknolojiyi çok severim, çünkü teknoloji, farkında olmadan kullandıklarımızı, farkındalığa çeviren bir bilimdir...



Aslında şu anda teknolojinin ulaştığı herşeye biz milyonlarca yıl öncesinden donanımlı olarak yaratıldık...



Ama farkındalığımız yoktu...Teknoloji bu farkındalığı ve vizyonu getirdi...Sahip olduklarımız, bize kullanılacak birer araç



şeklinde döndü...



Hiç kimse size değer vermese de kendinize değer verin...Neden mi, çünkü Yaradan size değer veriyor...



Denge halinde kalabilmeniz için tüm hücreleriniz bir fabrika gibi çalışıyor ve çevrenizdeki herşey sizin hizmetkârınız aslında..



Böyle düşünürseniz, umudunuz daha da artar...Bir göreviniz ve hedefiniz olur...Her an hedefiniz için çalışmak istersiniz...



Durmazsınız...Durduğunuzda ise atomlar gibi yine de hareket halinde olunuz...Enerji ve bilgi üretmeye devam ediniz...



Bir işe başladığınızda bittiğini gözünüzde canlandırın...Sakın vazgeçip de hayallerinizi yarı yolda bırakmayın..



İki deli, 100 duvarı olan hastahaneden kaçmak istemişler, 99 duvarı aşmışlar...Biri sormuş:"Yoruldun mu?" öteki "Evet!" demiş.



99 duvarı aşıp hastahaneye geri dönmüşler...Yüzüncüyü aşamamışlar...Eğer bir amacınız varsa yorulmaktan korkmamalısınız...



Çünkü başarı son adımdan sonradır...Sabırla, inatla istediğinizini peşinden gidin...Asla yorulup vazgeçmeyin, emeklerinizi



boşa çıkarmayın...Zaman zaman geriye çekilebilirsiniz, dinlenebilirsiniz ama hedefinizi değiştirmeyin, orada dursun ve güç



topladığınızda oraya varmak için devam edin.



Yeşim Kale