HOME

RÖPORTAJ

BİYOGRAFİ

ÖZDEYİŞLER

FAYDALI BİLGİLER

ÖYKÜLER

TARİH

SEYAHAT

 
Osmanlı Ekonomisi ve Toprak Yönetimi
30/03/2010

OSMANLI EKONOMİSİ VE TOPRAK YÖNETİMİ

 

OSMANLI EKONOMİSİNİN TABİİ KAYNAKLARI

1) İNSAN :

Osmanlı devletinde son yıllara gelinceye dek bugünkü anlamda bir nüfus sayımı yapılmamıştı. İlk nüfus sayımı 1831'de II.MAHMUT döneminde yapıldı. Osmanlı Devleti'nin bundan önceki dönemlerine ait nüfus bilgilerini ise Tahrîr defterlerinden öğreniyoruz.

TAHRîR DEFTERLERİ: Bir yer fethedildiğinde ya da belirli aralıklarla kaza ve sancakların vergi yükümlüsü erkek nüfusunu'' ve bunların ödeyeceği vergi miktarını saptamak amacıyla ''TAHRîR'' denilen bir sayım yapılırdı. Tahrir defterlerini ''Nişancı'' tutar, bir örneği de Eyalette saklanırdı.

2) TOPRAK :

Osmanlı Devletinde ekonominin en önemli kaynağı topraktı.

TOPRAK SİSTEMİ

A) MİRİ ARAZİ

1) Havass-ı Hümayun toprakları
2) Paşmaklık toprakları
3) Malikâne toprakları
4) Yurtluk ve Ocaklık Toprakları
5) Dirlik Toprakları

a) Has
b) Zeamet
c) Tımar

B) MÜLK ARAZİ

1) Öşür Topraklar
2) Haraci Topraklar

C) VAKIF ARAZİ

A) MİRİ ARAZİ:

Mülkiyeti devlete ait olan topraklardır. Mirî toprakların başlıcaları şunlardır:

1) Havass-ı Hümayun Toprakları: Gelirleri doğrudan doğruya devlet hazinesine giren topraklar olup, mukataa ve iltizam yoluyla yönetilirdi.

2) Paşmaklık toprakları: Gelirleri padişah kızlarına ve ailelerin bırakılan topraklardı.

3) Malikâne toprakları: Devlet adamlarına hizmetleri karşılığı mülk olarak verilen topraklardı.

4) Yurtluk ve Ocaklık Toprakları: Fetih sırasında bazı kumandanlara, hizmetlerine karşılık olmak üzere verilen topraklardır.

5) Dirlik (Tımar)Toprakları: Vergi geliri, devlet adamlarına ve askerlere hizmet veya maaş karşılığı verilen topraklardır. Dirlik sahibi, toplanan verginin maaş olarak ayrılan Kılıç hakkı'' olarak ayrılan bölümünden geriye kalanla CEBELÜ denilen tam teçhiatlı asker yetiştirirdi. Dirlik topraklar üçe ayrılırdı: a) Has b) Zeamet c) Tımar

B) MÜLK ARAZİ:

Mülkiyeti kişilere ait topraklardır. İki bölümde incelenebilir:

1) Öşriyye (öşür topraklar): Bu topraklar, fethedildiği zaman MÜSLÜMANLARA verilmiş veya fethedildiğinde müslümanlara ait olan topraklardır. Bu gibi topraklar sahiplerinin malı olup, dilediği gibi kullanırlar, satabilirler, vakfedebilirler yada çocuklarına miras olarak bırakabilirlerdi. Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak ÇİFT RESMİ, ürün vergisi olarak da ''ÖŞÜR'' vergisini verirlerdi.

2) Haraciye (Haracî topraklar): Bu topraklar bir yerin fethinden sonra GAYRî MÜSLİM halkın elinde bırakılan,onlara mülk olarak verilen topraklardır. Sahipleri, dilediği gibi kullanırlar, satabilirler, vakfedebilirler yada çocuklarına miras olarak bırakabilirlerdi.

Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak HARAC-I MUVAZZAF ürün vergisi olarak da HARAC-I MUKASSEM vergisini verirlerdi.

C) VAKIF ARAZİ:

Gelirleri kişiler ya da devlet tarafından hayır kurumlarına bırakılan topraklardı.

OSMANLILARDA VAKIF TEŞKİLATI

Vakıf : Bir müslümanın malının bir bölümünü veya tamamını hayır amacıyla bağışlamasına denir.
Vâkıf : Vakfeden kişiye denir.
Mevkûf : Vakfedilen mala denir.
Mütevelli: Vakıf yöneticisine denir.
Vakfiye : Kadı huzurunda düzenlenen, vakıf şartlarını belirten sözleşmeye denir.

VAKIFLARIN ÖNEMİ: Vakıflar yoluyla şehir, kasaba, köy gibi yerleşim merkezlerinde cami, medrese, yol, çeşme vb. bir çok yapı vakıflar yoluyla yapılmış, böylelikle devlete imar konusunda yapılacak fazla bir şey kalmamıştır.

TOPRAK SİSTEMİNDE MEYDANA GELEN DEĞİŞMELER:

1) Tımar sisteminin bozulmasıyla, ''Dirlik topraklar'' MİRî MUKATAA'ya çevrilerek, yani gelirleri hazineye devredilerek, peşin alınan bir bedel karşılığı üç yıllığına ''İltizam''a verilmeye başlandı.

NOT: Mültezîm denen iltizam sahipleri daha fazla vergi toplamak için halka baskı yapmışlardır. Bu durum ''Celali isyanlarına'' veya vergisini ödeyemeyen köylünün toprağını terk ederek büyük şehirlere göç etmesine neden olmuştur.

2) Devletin artan masraflarının karşılanması için Mukataalar mültezîmlere üç yıllık dönemler için değil, ömür boyu verilmeye başlandı. Bu sisteme MALİKANE USULÜ denilir. (1695'te)
3) ''Malikane usulüyle'' sağlanan gelirlerde yetmeyince, bu defa Mukataaların yıllık kârları paylara ayrılarak satılmaya başladı. Bu usule de ESHAM USULÜ denilmiştir. (1775)
4) Tımar ve zeâmet sistemi II.Mahmut zamanında kaldırılarak başta valiler olmak üzere devlet memurları memurları maaşa bağlanmıştır.
5) 1854'te ''Arazi kanunnamesi'' ile MÜLKİYET sistemine geçilerek, uzun süre bir toprağı kullananlar o toprağın sahibi olmuşlardır. (Zilliyet)
6) 1858'de çıkarılan bir başka ''arazi kanunu'' ile tarım ürünlerinden alınan çeşitli vergiler kaldırılarak, tek vergi olarak ''AŞAR'' vergisi yürürlükte tutuldu.



AYAN VE EŞRAF: Şehirlerin, köylerin, aşiretlerin ileri gelenlerine ''Ayân ve eşraf'' denilirdi. Bu kişiler bulundukları yerlerde en etkili ve zengin kişilerdi.

AYAN VE EŞRAFIN GÜÇLENMESİNİN SEBEPLERİ:

1- Tımar topraklarının mukataaya çevrilmesiyle, bu toprakları iltizama alanlar genellikle ''Ayânlar'' oldu. Böylelikle Dirlik sahiplerinin haklarına sahip olan âyânlar bulundukları yerleri yönetmeye başladılar.
2)Merkez teşkilatını bozulmasıyla ''beylerbeyi'' veya ''sancak beyi'' olarak atananlar makamlarına gitmeyerek o eyalet yada sancaktaki âyânı MÜTESELLİM (vekil) olarak görevlendirmiştir. Ayanlar böylelikle devlet gücünün temsilcisi durumuna gelince daha da güçlenmişlerdir.

NOT: II. Mahmut döneminde âyânlarla padişah arasında SENED-İ İTTİFAK diye bir belge imzalayarak anlaşma yoluna gitmiştir. (1808)

OSMANLI EKONOMİSİNDE TARIM

Osmanlı ekonomisinin en önemli sektörü tarımdır. 17. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı devleti tarım ürünleri bakımından kendine yeten bir ülkeydi. Ancak, zaman zaman karşılaşılan kuraklık, sel, isyanlar, göçler ve tımar sisteminin bozulması üretim kayıplarına neden olmuştur. Özellikle hububat, bağ-bahçe ziraâti ön plandayken, 18. yüzyıldan itibaren Avrupa'da sanayinin gelişmesi doğrultusunda tütün, pamuk gibi sanayi bitkilerinin üretimi önem kazanmıştır. Ayrıca Avrupa'nın tarım ürünü ihtiyacı artınca Osmanlı Devletinde GEÇİMLİLİK düzeyde üretimden PAZAR EKONOMİSİ'nin ihtiyaçlarını karşılayacak bir üretim düzeyine gelinmiştir.

OSMANLI EKONOMİSİNDE HAYVANCILIK

Hayvancılığın Osmanlı ekonomisine katkıları şunlardı:

1)-Tarım alanında : Toprakları ekmek için öküz, manda gibi hayvanlardan yararlanılıyordu.
2)-Gıda alanında : Etinden yağından,sütünden yararlanılıyordu.
3)-Sanayi alanında: Yünü ve derisi giyim, dokuma ve ayakkabı üretiminde hammadde olarak kullanılıyordu.
4)-Ulaşım alanında: At,katır ,eşek gibi hayvanlar taşıma ve ulaştırmada kullanılıyordu.
5)-Maliye alanında: Hayvanlardan ve hayvansal ürünlerden alınan vergiler devletin başlıca gelir kaynaklarını oluşturuyordu.

OSMANLI EKONOMİSİNDE MADENCİLİK

Osmanlı devleti'nde madenler iltizam olarak dağıtılırdı. Çıkartılan madenlerin çoğu ülke içinde işlenemediğinden dışarıya ihraç edilirdi.

NOT: Osmanlılarda ilk madenin işletilmesi Osman Bey zamanındadır. Bilecik'in fethi ile buradaki demir madeni işletilmiştir.

OSMANLI EKONOMİSİNDE SANAYİ

Osmanlı Devletinde sanayi kesimi esnaf birlikleri(Lonca) halinde teşkilatlanmıştı. Esnafın üretimi elemeği – göz nuruna dayanıyordu. Bu mevcut sanayi öncesi üretim başlangıçta ülke ihtiyaçlarını karşılıyordu. Ankara'da sof, Bursa'da İpekçilik, Selanik'te çuhacılık, Bulgaristan'da aba Kayseri,Manisa ve Tokat'ta dericilik(debbağlık) yaygındı. Ayrıca Osmanlı Devletinde savaş araç ve gereçlerini üretmek için fabrika ve imalathaneler de kurulmuştu.

Bunlar:

Tersane (Gemi yapım yeri): ilk büyük Osmanlı tersanesi Yıldırım Bayezıt tarafından Gelibolu'da yapıldı. Daha sonraki dönemlerde İstanbul, Sİnop,İzmit, Süveyş, Basra gibi sahillerde başka tersaneler de kuruldu.
Tophane: İstanbul'un fethinden önce Edirne ve Bursa'da, fetihten sonra da İstanbul'da top döküm tesisleri kuruldu.
Baruthane: İlk baruthane Gelibolu'da kuruldu.

 

AVRUPADAKİ EKONOMİK GELİŞMELERİN OSMANLI SANAYİİNE ETKİLERİ:

1)- Coğrafi keşiflerle zenginleşen Avrupalılar, artan tüketim eğilimlerini, elde ettikleri altın ve gümüşle Osmanlı pazarlarından karşılayınca esnaf hammadde bulmakta zorlandı.
2)- Sanayii inkılâbı sonucu bol ve ucuz, üstelik kapitülasyonlar nedeniyle düşük gümrüklü Avrupa mallarıyla Osmanlı esnafı rekabet edemedi.

NOT: Esnafı zorlayan başka bir konuda şehirlere göç eden köylünün,maaşları alan yeniçerilerin ve diğer grupların esnaflığı yeni bir geçim yolu olarak görmesiydi. Bu durum esnaf teşkilatlarının disiplinli yapısını bozmuş, artan esnaf sayısı geçimlerini iyice zorlaştırmıştır.

OSMANLI DEVLETİNİN SANAYİİYİ GELİŞTİRMEK İÇİN ALDIĞI TEDBİRLER:

1)- Sanayi hammaddelerinin ihracını yasaklamıştır.
2)- Gelişmiş teknolojiyle yeni imalathaneler açmıştır.
3)- Islah-ı Sanayii Komisyonu kurarak, esnaf birliklerini canlandırmaya ve onları şirketleşmeye çalışmıştır.

Osmanlı Devleti Tanzimat fermanıyla ülkenin kalkınması için yabancı sermayeden yararlanacağını açıklamıştı. Bu yolla Osmanlı ülkesinde haberleşme ve ulaşımı geliştiren adımlar atılmıştır. Kırım savaşı sırasında ilk defa TELGRAF hattı döşenmiştir. Yine yeni bir teknoloji olan demiryolu'' Osmanlı ülkesine girmiştir. Verilen imtiyazlarla İngilizler Batı Anadolu hattını, Almanlarda Bağdat Demiryolunu inşa etmişlerdir.

sanal3wm9.jpg

ANADOLU'DA TİCARET YOLLARI:

1- Sağ Kol: İstanbul'dan (Üsküdar) başlayan bu yol, Konya, Adana üzerinden Halep'e uanıyordu.
2- Orta Kol:İstanbul'dan (Üsküdar) başlayan bu yol, Diyarbakır'a buradanda Musul ve Bağdat'a kadar uzanıyordu.
3- Sol Kol: İstanbul'dan (Üsküdar) başlayan bu yol, Erzurum ve Kars'a uzanıyordu.

RUMELİ'DE TİCARET YOLLARI:

1- Sağ Kol: İstanbul'dan Bulgaristan, Eflak-Boğdan ve Erdel'e uzanıyordu.
2- Orta Kol: İstanbul'dan Edirne, Belgrad üzerinden Avrupa içlerine uzanıyordu.
3- Sol Kol: İstanbul'dan Edirne, Selanik üzerinden Mora'ya uzanıyordu.

TİCARETLE İLGİLİ DEYİMLER:

Menzil : Yol üzerindeki konaklama noktaları denirdi.
Menzil Teşkilatı: Haberleşme TATAR denilen ulaklar tarafından yapılıyordu. Devlet habercilerin çabuk gitmelerini sağlayacak dinlenmiş atları ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak için konaklama yerine yakın köy ve kasabalardaki bazı aileleri bu iş için görevlendirirdi. Bu teşkilata menzil teşkilatı denirdi.
Derbentçi : Ana yolların, boğaz ve geçitlerin güvenliğinden sorumluydu.
Mekkâri Tâifesi : Yolcu ve mal taşıma işlerini meslek edinen esnaflara verilen ad.

OSMANLI TİCARET GELİRLERİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER:

1- Ticaret yollarının değişmesi(Ümit Burnu)
2- Kapitülasyonlar
3- 1838 Balta Limanı Antlaşması

PARA:
MADENİ PARALAR (SİKKELER)

Osmanlılar 19. yüzyıla kadar altın ve gümüş gibi değerli madenlerden yapılma paralar kullanmışlardır. Bu madenlerden DARPHANE''de kesilen yassı yuvarlak parçacıklara SİKKE denilirdi. Bunların gümüşten olanına AKÇE, Altından olanına da SİKKE-i HASENE(Sultani) yada ''kırmızı'' denilirdi.

İlk Osmanlı parası Osman Bey tarafından bastırıldı. Orhan Bey zamanında bastırılan gümüş paraya ''AKÇE'' denildi. Fatih amanında basılan altın paraya da SULTANİ adı verildi. Sikkelere bakır katılmasına AYAR denilirdi. Bu tip paralara KIRKIK AKÇE adı verilirdi. Sonraki dönemlerde çeşitli isimlerde sikkeler piyasaya sürülmüştür.Bunlar GURUŞ,PARA, PUL, METELİK, MECİDİYE dir.

KAĞIT PARA:

İlk kağıt para Sultan Abdülmecit döneminde basıldı. Hazine bonosu niteliğindeki bu paraya KAİME denildi.

Osmanlı Kagıt Para

OSMANLI DÖNEMİ SİKKELERİ

Osman Gazi dünyanın sayılı imparatorluklarından biri olacak olan Osmanoğullarının ilk sikkesini kestirerek Anadolu'nun karmaşık ortamında adını duyurdu. Gümüşten kesilen ve akçe adı verilen bu sikke, Osmanlı'nın para birimi olarak 15. yüzyıla kadar değerinden hiç bir şey kaybetmeden geldi. Beyliğin sınırlarını başarılı akınlarla genişleten Orhan Gazi akçelerini önce Anadolu'daki İlhanlı baskısı yüzünden İlhanlı tarzında, vali Timurtaş'ın ölümünden sonra ise sadece kendi adının ve kısa bir duanın bulunduğu farklı bir tarzda kestirir.

Osmanlı sikkelerde uzun dua cümleleri yer almaz. Sultanın ve babasının adı, darphanenin adı ve darp tarihi rakamla yazılmış olarak bir de ''hullide mülkehu'' (mülkü devamlı olsun),''azze nasrehu'' (yardımı aziz olsun) gibi kısa dua (temenni) yazılır.

Orhan Gazi Bursa'yı aldıktan sonra ilk defa akçelerde darp yerinin yazıldığını görüyoruz. Avrupa'ya ayak basan I. Murad zamanında akçelerin yanısıra mangır denen bakır sikkelerin kesimine de başlandı. Yöresel kullanım için ve akçenin alt birimi olarak darbedilen mangırlar çok çeşitli ve zengin süsleme motifleriyle Osmanlı sikkelerinin belki de en renkli malzemeleridir.



Osmanlılar'ın 14. yüzyılda Anadolu'da ve Avrupa'da yaptıkları başarılı akınları ve kazandıkları toprakları gören diğer beyliklerden akıncıların da katılmasıyla Osmanlı Beyliği hızla büyüyordu. 14. yüzyılın sonunda I. Murad ve Yıldırım Bayezid'in yaptığı akınlarla sınırlar Fırat'tan Tuna'ya kadar genişlemişti.

Kendisini İlhanlıların mirasçısı sayan Timur, doğuya ilerleyen Yıldırım'ı Ankara Savaşında (1402) esir etmiş ve Osmanlıların diğer beyliklerden aldıkları toprakları sahiplerine iade etmişti. Kalan topraklarda Bayezid'in oğulları arasında paylaşılınca tam genişlemeye başlamış olan Osmanlı Beyliği bir kaosa sürüklendi. Fetret Devri denilen bu döneme Çelebi Sultan Mehmed son verdi. Bu dönemde Yıldırım Bayezid'in oğullarından Emir Süleyman'ın sikkelerinde Sultanın ve babasının isminin bir arada nakış gibi işlendiği ve Osmanlı'ya has olan tuğrayı, ilk defa kullandığı görülür.

Çelebi Sultan Mehmed ve II. Murad, saltanatları boyunca gerilemiş olan sınırları eski haline getirmeye çabaladılar. Fatih Sultan Mehmed, hazırlanan bu ortamda hâlâ büyük bir imparatorluk olan Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis'i uzun ve zorlu bir kuşatmadan sonra 29 Mayıs 1453'de aldı. Yerleşik belli bir yeri olmayan devlet merkezini topraklarının doğal başşehri olan bu şehre taşıdı, adına da Kostantiniye dendi.

Beylikten devlete geçişi altın sikke kestirerek duyurdu dünyaya Fatih Sultan Mehmed. Sultanî denen bu sikke ticarette zorluk çıkmasın diye Venedik Dükaları ayarında ve ağırlığında idi. Bu dönemde Osmanlılar Anadolu'daki fetihlerin yanısıra Avrupa içlerine de yerleştiler.Akçe ve mangırlar Serez, Novar, Ayasluk, Edirne, Amasya, Bursa ve Konya gibi şehirlerde, altın ise sadece Konstantiniye'de kesiliyordu. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'u fethetmesinin yanında Osmanlı sikkelerinin tuğra ile birlikte belirgin özelliği olan ''Karaların sultanı , denizlerin hakanı, sultan oğlu Sultan'' ifadesini de torunlarına miras bıraktı.

Şehzade Cem Sultan'ın Rodos Şövalyeleri tarafından rehin tutulmasına karşılık II. Bayezid Avrupa'daki Osmanlı yayılmasına ara vermek zorunda kalmıştı. II. Bayezid'in Konstantiniye dışında bir taşra darphanesi olan Serez'de altın sikke kestirdiğini görüyoruz.



Yavuz Sultan Selim, Osmanlı'nın yerleşik düzeninden ve kurallarından sıkılan Türkmen göçebelerin, siyasi bir güç kazanan Safevî'lere katıldığını görmüş ve bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için Çaldıran Savaşıyla (1514) Şah İsmail'i yenmişti. Bu zaferden sonra I. Selim sikkelerinde ''Şah'' ünvanını kullandı. I. Süleyman'ın da kullandığı bu ünvan daha sonra terkedilmiştir. Yavuz Sultan Selim Portekizli denizcilerin ticaret yolu olarak Afrika yolunu keşfetmeleri üzerine tehlikeye giren Asya ticaret yolları için Ridaniye Savaşıyla (1517) Memlük Sultanlığı'na son verdi.

İslamiyetin en kutsal iki şehri olan Mekke ve Medine de Osmanlı topraklarına katıldı. Böylece Mısır, Amid (Diyarbakır), Dimaşk (Şam), Haleb, Ruha (Urfa), Mardin, Harput, Hısn Keyfa (Hasankeyf) ve Hicaz'da da sikke kesilmeye başlanmıştı.

Kanunî Sultan Süleyman 1520'de tahta oturduğunda Osmanlı'yı yükselen Şii değerlere karşı, Sünniliğin önderliğini üstlenmiş ve Hint ticaret yollarını kontrol eder bulmuştu. Belgrad'ı aldıktan sonra Avrupa'da güçlenen Habsburg Hanedanı ile arasında Budin'i alarak tampon bölge oluşturdu. Osmanlı'nın Avrupa'da olmasını fırsat bilerek kıpırdanmaya başlayan Safevîlere Bağdad'ı alarak ağır bir darbe daha vurdu. Türk kaptanı Barbaros Hayreddin Paşa'nın kuzey Afrika'daki bağımsız beyliğini bağışlamasıyla, Osmanlı Afrika'da ilk toprağına sahip oldu. Bu seferlerin sonunda Cezayir, Bağdad, Zebid, San'a, Belgrad da Osmanlı darphaneleri arasına katıldı.

Kanunî devri devletin ve halkın en zengin olduğu devirdi. Kırktan fazla darphanede para basılıyordu. Osmanlı fethettiği toprakların yönetiminde gösterdiği esneklik ve hoşgörü politikasını, o bölgelerde basılan sikkelerde de göstermiş ve her yörede farklı nakış ve istifte sikkeler basılmaya başlamıştı. Ayrıca yabancı paralar da Osmanlı paralarıyla aynı anda İmparatorluk topraklarında kullanılıyordu.

Osmanlı'yı 600 yıl boyunca bu kadar geniş topraklarda yaşatan bu hoşgörü politikasıdır.

İspanyol ve Portekizli denizcilerin başarılı keşifleri sonunda Amerika'dan getirilen tonlarca gümüş ve altının Avrupa pazarlarına girmesiyle Avrupa'da oluşan zenginliğe karşın, Osmanlı'daki enflasyon neticesi akçenin değeri 1585-1640 arasında ardarda düşürüldü ve darphaneler birer birer kapanmaya başladı. IV Murad zamanında akçeden daha hafif ''para'' adıyla yeni bir sikke çıkarıldı. Artık sadece Kostantiniye ve güney illerinde sikke kesiliyordu.

II. Süleyman bu durum karşısında Avrupa'daki ''grosso''larla aynı değerde olmak üzere gümüşten ''kuruş'' bastırdı. Yeni mangır birimi de kullanılmaya başlandı. IV. Mehmed'in son dönemlerinden beri Avrupa'dan getirilen makinalarla darphanede altın para basılıyordu, II. Süleyman altınlarla birlikte gümüş ve bakırları da makinalarda bastırmaya başladı.

II. Mustafa'nın tuğrayı gümüş ve bakırın yanında altınlarda da kullanmaya başladığını görüyoruz.

18. yüzyılda, Osmanlı'da III. Ahmed'in barışçı siyaseti dikkati çeker. Karlofça ve Pasarofça antlaşmaları ile genişleme siyaseti bırakılmıştı. Bu döneme, gelişen ince zevkin ve kültürel gelişmelerin simgesi olarak ''Lale Devri'' dendi ve bu sembolik lale motifi bitkisel süslemelerle birlikte bu devir sikkelerinin en belirgin özelliği oldu. Ayrıca bu dönemde Venedik altınına eş değerde Cedid Zer-i İstanbul altını da basıldı.

Osamnlı Altın Madalyon ve Sikkelri
Sultan II. Mustafa'nın Osmanlı sikkelerinde ilk defa olarak cülûs tarihinin yanında, saltanatın kaçıncı yılında bastırıldığını gösteren rakamı da eklemesiyle sikkelerin kesim tarihi kesin olarak anlaşılabilir oldu.

18. yüzyıldan başlayarak Osmanlı bitmek bilmeyen savaşların masraflarını karşılıyamaz hale gelmişti ve yenilgilerden sonra gittikçe toprak kaybediyordu. İç karışıklıkların ardı arkası kesilmiyordu. Padişahlar saray entrikaları, sıkça görülen kısa saltanatlar ve sarayın müsrifliği yüzünden devlet kasasını kontrol edemiyordu. Avrupa ortaçağı aşmış, her konuda âtılım yapıyordu. Batıyı örnek almaya karar veren Osmanlı, III. Selim ve II. Mahmud'un yenilikçi politikalarıyla yeniden yapılanmaya başlamıştı. Bu yenilikçi hareketin izlerini II. Mahmud'un birim ve tipte hayli fazla çeşitte sikke bastırmasında görebiliyoruz. 1818 yılında Osmanlı'nın kurulduğundan beri esas para birimi olan fakat uzun bir süredir adı sadece hesaplamalarda kâğıt üstünde kalan akçenin darbına son verildi.

Abdülmecid döneminde ''Tanzimat-ı Hayriyye'' ıslahat planı dahilinde Londra'dan yeni makinalar ve ustalar Darphaneye getirildi. Alınan ''Tashih-i Ayar'' kararları ile kuruş üzerine kurulu para sistemi belirlendi ve 100 kuruş = 1 liralık çıkarıldı.

II. Abdülhamid bugün bile bir gelenek olarak devam eden ziynet altınını çıkardı. Çalışmalarına başlayan Islah-ı Meskükat Komisyonu, Sultan V Mehmed zamanında aldıkları kararlarını patlak veren I. Dünya Savaşı nedeniyle uygulamaya koyamadılar. Savaş sırasında Almanya ve Avusturya'dan borçlanarak para basıldı. Savaş sonrasında yenik sayılan Osmanlı İmparatorluğu Hazine'si, toprakları gibi galip devletler tarafından talan edildi. Bu dönemde Osmanlı'da ilk defa nikel para basılmıştır.

600 yıl dünya siyasetini belirleyen Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı sonrasında içinden filizlenen yenilikçi bir hareketle kabuk değiştirmiş ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yaratmıştır. İstanbul Darphanesi lirayı temel alan para basımını hâlâ sürdürmektedir.

Osmanlı sikkesi

Osmanlı Devletinde vergiler 1-Şeri vergiler, 2- Örfi vergiler olmak üere ikiye ayrılıyordu:

1- ŞERİ VERGİLER:

Bunların şeriatın emrettiği vergilerdi.

a) Öşür: Müslümanlardan alınan toprak ürünü vergisidir. Elde edilen ürünün onda biri vergi olarak alınırdı.
b) Haraç: Müslüman olmayanlardan alınan vergiydi. ikiye ayrılıyordu:

1-Harac-ı Mukassem: Elde edilen üründen alınırdı.
2-Haracı Muvazzaf: Toprak vergisiydi.

c) Cizye: Müslüman olmayan erkeklerden, askerlik görevi karşılığı alına vergidir.
d) Ağnam: Hayvandan sayısına göre alınan vergi.

2- ÖRFİ VERGİLER:

Padişahın iradesiyle konulan vergilerdi. Başlıcaları:

a) Çift Resmi: Reayanın sipahiye ödediği toprak vergisi
b) Çift bozan vergisi: Toprağını izinsiz olarak terkeden veya üç yıl üst üste ekmeyenlerden alınan vergi.
c) Avarız: Olağanüstü hallerde, divanın kararı ve padişahın emri ile toplanan vergilere denirdi.

Bu haber toplam 2277 defa okunmuştur
Bookmark and Share

18/03/2016 ÇANAKKALE SAVAŞI Hikâyeleri

07/02/2014 Bizans İmparatoriçesi İrene

05/01/2014 Osmanlı ve Kitaplar

03/09/2013 Şehzade Bayezid

06/04/2013 Trablusgarp Savaşı

26/03/2013 Büyük Hun İmparatorluğu

08/02/2013 Eyüp Sultan Türbesi Nasıl Bulundu?

26/01/2013 Mihrimah Sultan "Hala Sultan"

18/01/2013 Edirne Sarayı

16/11/2012 Sultan II.Selim - Sarı Selim

04/10/2011 Sultan Süleyman ve Şarlken

28/08/2011 Irene-Bizans Kraliçesi

12/07/2011 Daye Hatun

21/01/2011 Mücevherde İran Sanatı

15/11/2010 Osmanlı'da Dekorasyon

28/07/2010 Piramitlerin Matematiksel Sırları

03/07/2010 Osmanlı'da Halı Sanatı

26/04/2010 Anadolu Selçuklu Devleti

20/04/2010 "Lidyalılar ve Dünyaları" Sergisi

09/04/2010 Büyük Selçuklu Devleti

30/03/2010 Osmanlı Ekonomisi ve Toprak Yönetimi

10/03/2010 Mahpeyker Kösem Sultan-I.Ahmet'in Eşi

07/03/2010 Nurbanu Sultan-II.Selim'in Eşi

22/02/2010 Osmanlı'da Mücevher Tarihi
Bilgelerden Sözler
Hayat Dersleri 2
Moda Biyografi: Carolina Herrera
Muhteşem Hayat Dersleri
Yetim Hemşirenin Öyküsü
YEŞİM KALE
YAZAR-DİŞ HEKİMİ
YENİ BAŞLANGIÇLAR
ZEYNEP KURTULUŞ
Alıntılar
AİLENİN ÖNEMİ
KORHAN ATAOĞLU
Kahve Sohbetleri
ZENGİN OLMANIN KURALLARI
MAHİNUR ALİHANOĞLU
Gönül Yazıları
GÖNLE DÜŞEN ATEŞ
YESSIMI
Yessimi Şiirler
GÜLÜMSE
FASHION DESIGNER
MODA NEDİR?
Şalın 25 Hali
Wendy's Look Book'tan şal bağlama yöntemleri...
ÇANAKKALE SAVAŞI Hikâyeleri
Çanakkale tekin değildir!
Paha Biçilmez Olmak
Kendinize verdiğiniz değerle ölçülür her şey...
Chanel 2.55 Çantanın Hikayesi
Chanel 2.55 çanta, dünyanın en çok satılan ve taklit edilen...
Ressam Gustav Klimt
Dekoratif tablolarında sevgiyi, ölümü, insan hayatının özünü anlatır.
İlham Veren Sözler
“Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız vardığınız yerin önemi yoktur.” PETER F. DRUCKER
Mucevherlerin Parlak Notaları
Mücevherlerin parlak notaları, her parlayışında farklı bir beste üretir.
Alexander McQueen
Modanın zaman ötesi serseri çocuğu Alexander Mc Queen...
Karl Lagerfield
Chanel ve Fendi'nin baş tasarımcısı ve kreatif direktörü Karl Lagerfield...
Şems-i Tebrizi Sözleri
Bu gönül işidir, kafa işi değil...
   
Google
 

Tasarım : Network

Ana Sayfa   |   İletişim

©2010 steps365.com. Bütün Hakları Saklıdır...
Evden Eve Nakliyat